30-05-2024 9:47
Editörün seçtikleriKöşe Yazıları

Fenerbahçe ve Türk Futbolunun Yeniden Doğuşu

Türk futbolunun çalkantılı denizlerinde, adaletsizliklerin karanlık gölgesi altında debelenen bir federasyon ve bu durumdan beslenen bir çıkmaz labirenti var. Ancak, futbolu ruhunun en kuytu köşesine kazımış biri olarak, bu karmaşadan zaferle çıkabileceğimize dair bir inanç taşıyorum. “Her şey muhteşem olacak,” demek yetmez; biz, Fenerbahçe’nin çılgın çocukları, bölünmeden, birlik içinde bunu gerçekleştirebiliriz.

Fenerbahçe taraftarı olmanın ötesinde, futbolun birleştirici, hatta kutsal bir güce sahip olduğuna inananlardanım. Son dönemdeki protestolar, bazı kısır zihinlere göre anlamsız gibi görünebilir. Ama unutmayın, bu eylemler, büyük bir resmin sadece birer parçası. Ali Koç’un cesur duruşu, Türk futbolunun sadece yeşil sahalardaki mücadelelerden ibaret olmadığını, arka odalarda dönen dolapların da bir gerçek olduğunu gözler önüne seriyor. Bu durumu inkar edenler ya gerçeklikten bihaber ya da Fenerbahçe düşmanı gizli ajanlardır.

Futbol, hayatımın aşkı, tutkusu oldu. Ama bu aşkın yaşaması için, adil bir oyunun saha içinde olduğu kadar yönetim katlarında da hüküm sürmesi gerektiğini gördüm. Türk futbolunun derinlemesine bir dönüşüme ihtiyacı var; bu, belki zor ama imkansız değil. İngiltere ve Hollanda’nın futbol yönetiminden alınacak dersler var. Bu ligler, futbolun bir marka olarak nasıl yönetilmesi gerektiğinin canlı kanıtları.

“Eredivisie CV, Premiership” gibi modeller, ligimizi daha adil, daha şeffaf bir hale getirebilir. Bu değişim, sadece futbolun kalitesini değil, taraftarların güvenini ve kulüplerin mali sağlığını da pekiştirir. Çünkü gerçekten futbolun sahibi, kendini beğenmiş, yeteneksiz bir federasyon başkanı değil; futbolun ruhunu taşıyan kulüpler ve onların inançlı taraftarlarıdır.

Bu mücadele zorlu olacak, evet. Ama imkansız değil. Fenerbahçe olarak, Türkiye’deki futbol sistemini yeniden şekillendirmek için bütün köprüleri arkamızda yaktık. Bu yüzden, tekrar tekrar söylüyorum: Şimdi birlik olma, omuz omuza durma zamanı. Bu, sadece bir takımın ya da bir topluluğun değil, tüm Türk futbolunun mücadelesi. Ve bu savaşta, adaletin, oyunun güzelliğinin öncelikli olması gerektiğine inanıyorum. Birlikte, bu karmaşadan düzen, bu karanlıktan aydınlık yaratabiliriz.

Son bir not, özellikle “Dünyaya rezil oldunuz” diyen Galatasaray taraftarlarına: Galatasaray’ın Süper Kupa’da sahneye koyduğu yaşlı kart savaşçılarının, Fenerbahçe’mizin genç kahramanlarını nasıl alt etmeye çalıştığını ve o “Şampiyonlar Ligi’ni andıran” golü (hahahah… durun, çok güldüm :)) nasıl attıklarını hepimiz gördük. Evet, herkesin dilinde bu gol. Ama komediye bak hele. Bizim kahraman gençlerimiz, saflıkları ve hırslarıyla, onların tecrübeli ama kıdemli görgüsüzlüklerine karşı dimdik dururken, Galatasaray’ın bu zaferi sanki tarihi bir başarıymış gibi kutlamaları… Spor sitelerinde bu sahneyi gördüğümde, ben de açıkçası biraz utanç duydum.

Kırışmış yüzlerindeki sırıtmalarla, “Bakın nasıl gol attık” diye övünenler… Bu, bana “İyi ki Fenerbahçeliyim” dedirtti. Dünyaya rezil olmak? Hayır, asıl onlar, bu sahneyle kendilerini dünyaya rezil ettiler.

Biz, Fenerbahçe olarak, gençlerimizin geleceğe taşıyacağı umutla, onurumuzla, gururumuzla ayakta durduk. Ve unutmayın, gerçek zaferler büyük gürültülerle değil, onurlu duruşlarla kazanılır. Bizim gençlerimiz, geleceğin yıldızları, henüz yolun başında olabilirler ama onların cesareti, tutkusu ve bizim inancımız, her türlü geçici “zafer”den çok daha değerli. İşte bu yüzden, dünya bize bakarken, başımızı dik tutuyor, “Biz Fenerbahçeliyiz” diyoruz. Ve bu, her türlü utançtan, kısır zafer kutlamasından çok daha değerli.

Onur Özyigit

HFBD Genel Sekreteri

İgili haberler

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.